Diyabetin tanı ve tedavisinde yıllarca açlık kan şekeri düzeyleri esas alındı.
Oysa yeni bulgular tokluk kan şekerinin hiç ihmal edilmemesi gerektiğini ve tokluk hiperglisemisinin makrovasküler hastalık açısından bağımsız bir risk faktörü olduğunu gösteriyor.
Warwick Üniversitesi Tıp Fakültesi Diyabet ve Endokrinoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Antonio Ceriello, Uluslararası Diyabet Federasyonu'nun (IDF) hem tokluk, hem de açlık hiperglisemisinin yönetimine yönelik özel bir kılavuz hazırladığını ifade etti. Yeni kılavuza göre; glisemik kontrolü optimize etmek için hem açlık, hem de tokluk kan şekerinin kontrolü gerekiyor. Prof. Dr. Ceriello, IDF Kılavuzu hazırlanırken dünyadaki tüm diyabet derneklerinin ve ilaç sektörünün görüşlerinin dikkate alındığını, böylece dernekler arasındaki fikir ayrılıklarının da aşıldığını kaydetti.
okluk kan şekeri, gebelikte tokluk kan şekeri, hamilelikte tokluk kan şekeri, tokluk kan şekeri düşük, tokluk kan sekeri, tokluk kan şeker, açlık tokluk kan şekeri, tokluk kan şekeri değerleri, tokluk kan şekeri ölçümü, açlık ve tokluk kan şekeritokluk kan şekeri düşüklüğü, tokluk kan şekeri sınırları, tokluk kan şekeri ne, tokluk kan şekeri kaç, tokluk kan şekeri sınırı, tokluk kan şekeri kaç olmalı, tokluk kan şekeri normal, tokluk kan şekeri değeri
DİYABET=KAN ŞEKERİ
Tıpsal terim olarak şeker hastalığı ‘’diyabet’’kelimesiyle ifade edilir. İnsan bünyesinde diyabetin iki farklı tezahürü söz konusudur.
1-Diyabetes melletus (kan şekeri yüksekliği)-hiperglisemi
2-Diyabetes insibeditus (kan şekeri düşüklüğü)-hipoglisemi
Yaşamsal risk faktörü olarak düşünüldüğünde her ikisinin de insan hayatına risk etkisi aynı orandadır.Yani biri diğerinden daha az zararlı değildir.Ancak dünya sağlık örgütü verilerine göre dünyada diyabetes melletus (şeker yüksekliği) hastalığına daha sık rastlanmaktadır.
Diyabet veya şeker hastalığı, vücudun kandaki şeker oranını düzgün bir şekilde kontrol edememesiyle karakterize olmuş bir hastalıktır. Vücudun kandaki şeker oranını kontrol edememesi, kandaki şeker düzeyininin çok yükselmesine (hiperglisemi) neden olabilir. Kronik bir hastalık olan diyabet vücudun insülin hormonunu yeteri kadar üretememesi veya üretmesine rağmen kullanamaması sonucu gerçekleşebilir. Buna göre diyabetes melletus (kan şekeri yüksekliği) ikiye ayrılır; tip I ve tip II.
Tip I diyabet
Tip 1 Diyabetes Mellitus özellikle pankreastan insülin salgılayan β-hücrelerinde yıkıma bağlı olan bir formdur. Yıkım hızı değişken olmakla birlikte, çocuk ve gençlerde yıkım hızlı olurken erişkinlerde bu süreç yavaştır. Bu genellikle diyabetin hayatta kalmak için insülin tedavisi gerektiren tipidir. Hastalık tanısı konulduktan bir veya iki yıl içerisinde insülin tedavisine gereksinim duyulmayacak bir dönem görülebilir balayı dönemi. Bu dönemde hastalar insülin tedavisi olmadan yaşamlarını idame ettirebilirler.
Tip-1 diyabetin belirtileri
3 P belirtisi diye tanimlanan çok idrara çıkma Poliüri, çok su içme Polidipsi ve çok yemek yeme Polifaji hastaların çoğunluğunda görülen belirtiler gurubudur, fakat hastanın hiçbir şikayeti olmadan yapılan kan şekeri ölçümünde yüksek çıkması ile tanı koyulduğu gibi, diyabetik ketoasidoz denilen ve hayatı tehdit eden tablo ile de belirebilir.
Tip-1 diyabetin tanısı
Kan şekerinin yüksek olması dışında, Tip 1 diyabetli hastalarda insülin ve plazma C-peptid düzeyleri çok düşük ya da tespit edilemez düzeydedir. Pankreasta insülin salgılayan adacıklara karşı gelişen antikor varlığı, insüline karşı gelişen antikorlar ve anti GAD pozitifliği tanıda rol oynar.
Tip 2 diyabet
Tip 2 diyabet diyabetin en yaygın formudur.Bu formun nedeni halen kesin olarak bilinmemekle birlikte β-hücreyıkımı tip 2 diyabette olmamaktadır.Bu formda, hastalarda genellikle insülin yetmezliğinden ziyade göreceli olarak insülin fazlalığı ve insülin direnci mevcuttur. Hayatta kalmak için insülin tedavisine gereksinim duyulmayabilir. Tip 2 diyabetli hastaların çoğunluğu diyabet ortaya çıktığında obezdirler ve obezite insülin resistansı 'nı arttırmaktadır.
Tip-2 diyabetin belirtileri
• Sık idrara çıkma,
• Ağız kuruluğu,
• Çok su içme,
• Açlık hissi,
• Cilt yaralarının geç iyileşmesi,
• Kuru ve kaşıntılı bir cilt,
• Sık sık infeksiyon gelişmesi,
• Ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma görülür.
• Tedavi
Tip 1 ve tip 2 diyabetlerde tamamen iyileştirici bir tedavi şu anda bilinmemektedir. Tip 1 diyabetlinin yaşam fonksiyonlarını sürdürebilmesi için vücuda duşarıdan insülin verilmesi bir gerekliliktir. Tip 2 diyabette ise diyabetin durumuna göre beslenme, spor, ağızdan verilen ilaçlar ve vücuda dışarıdan insülin sağlanması opsiyonları düşünülebilir. Diyabet tedavisinin ana amacı glisemik regülasyon (kan şekeri düzeyinin belli bir bantta tutulması) dur. Glisemik regülasyon hiperglisemi (yüksek kan şekeri düzeyi) yi düzenlemeye yönelik olup diyabetin komplikasyonlarının oluşma riskinide azaltır [Ref]. Diyabetin kalp ve damar rahatsızlıkları ile olan yakın bağlantısı gözeönüne alındığında, glisemik regülasyon yanında lipid düzeylerinin kontrolü ve tansiyon değerlerinin kontrolüde diyabet tedavisinde önem taşır [Ref].
Diyabetin tedavi ile önlenmesi genel olarak mümkün olmadığı için diyabette hastanın takibi veya diğer adıyla hastanın diyabetinin yönetimi önem taşımaktadır. Diyabetin takibine yönelik eğitim programları ve diyabet verilerinin tutulmasını ve diyabet takip ekibiyle paylaşılmasını sağlayan bilgi teknolojisi araçlarıda son yıllarda önem kazanmıştır.
Diyabette doğru diyet ve spor çok önemlidir. Gerekli durumlarda diyabet diyeti ilaç tedavisi ile desteklenir.
Şimdi tıpsal olarak değindiğimiz konuyu biraz daha anlaşılır hale getirmeye çalışırsak;
Kan şekeri, insan vücudunda hassasiyet gösterilen düzenlemelerden bir tanesidir. Belirli hastalıkların takibinde son derece önemli bir kriteridir. Düşük olması da yüksek olması da sağlık sorunlarına neden olabilir. Ancak günümüzde daha çok kan şekeri yüksekliği ciddi bir sorundur.
Kan şekeri nedir?
Kan şekeri vücudu dolaşan kan aracılığı ile tüm hücrelerin kullanımına sunulan enerji verici bir maddedir; bu madde glikoz olduğu için, kan şekeri yerine kan glikozu tabiri de sıklıkla kullanılır. Normal değerleri 60-110 (mg/dl) arasındadır. Düşmesine hipoglisemi, yükselmesine hiperglisemi denir.
Kan şekeri niçin önemlidir?
İnsan vücudundaki tüm hücreler yaşamlarını devam ettirebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar. Enerjinin bittiği yerde önce hücre yaşamı sonra da o hücrenin ait olduğu canlının yaşamı sona erer. Vücudumuz sadece şekerden değil, yağlardan ve proteinlerden de enerji elde edebilir. Ancak birkaç nedenle enerji kaynağı olarak kan şekeri çok önemlidir;
• Bazı hücrelerimiz enerji kaynağı olarak sadece glikozu kullanabilir ve daima kanda belirli miktarda glikoz bulunmasını arzu ederler. Bu hücrelerin başında sinir hücrelerimiz (yaklaşık 1 trilyon), oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerimiz (yaklaşık 25 trilyon), erkek üreme hücreleri (spermler) gelir. Kan şekerimiz düştüğünde ortaya çıkan bayılmanın asıl nedeni sinir hücrelerinin kandan yeterince şeker alamaması ve ihtiyaç duydukları enerjiyi elde edememesidir. Böylece düzgün çalışamazlar ve vücudu yönetmede zaafiyet ortaya çıkar, kişi bayılır.
• Vücudumuzda en çok enerji tüketen hücreler bizi hareket ettiren kas hücreleridir. Ağırlık olarak yaklaşık vücudumuzun yarısını oluştururlar. Bu hücreler tüm kaynaklardan enerji elde edebilmelerine rağmen, mümkünse glikozu tercih ederler. Bir otomobil ile benzerlik kurmayı denersek; glikoz süper benzin, yağlar ise normal benzin gibidir.
• Vücudumuz ve özellikle kaslarımız, hızla ve çok fazla enerji üretmeye ihtiyaç duyduğunda (ör. koşma- kaçma, spor yapma vs.) glikozdan çok daha hızlı bir şekilde enerji elde edebilir. Yani süper benzin örneğinde olduğu gibi glikoz yağlardan daha kolay ve daha hızlı yakılır ve daha çabuk, daha çok enerji ortaya çıkabilir. Yağların yakılması ve enerjinin ortaya çıkarılması biraz daha uzun zaman alır.
Kan şekeri nasıl ayarlanır?
Vücudumuzda kan şekerini ayarlayan hormonlar vardır. Bunlardan en önemlileri; yükselmesini önleyen ve kan şekerini düşüren insülin, ikincisi düşmesini önleyen ve kan şekerini yükselten glukagon hormonları...ayrıca glukagona yardım eden ve özel durumlarda salınan kortizol ve adrenalin de kan şekerini yükseltir.
Niçin açlık kan şekeri ölçülür?
Yemeklerden sonra kan şekeriniz geçici süreliğine normalin üzerine çıkabilir ve kan şekeriniz yediğiniz yemeğin karbonhidrat içeriğine göre ciddi değişkenlik gösterir. Ancak insülin gerekli miktarda salgılanarak, bu yüksekliği düzeltir. Belirli bir süre açlıktan sonra ise kan şekerinizin normal olmaması için bir neden kalmaz. Böylece açlık durumunda ölçülen şeker düzeyinin hem düşük hem yüksek olması anormallik olarak kabul edilir.
Kan şekerinin ayarlanmasında en önemli organlar hangileridir?
Kan şekeri ayarlanmasında yukarıdaki iki hormonu salgılayan pankreas ile bir şeker deposu (ya da süngeri) olarak çalışan karaciğer en önemli organlardır. Karaciğer insülinin getirdiği mesaj ile kandan glikozu toplar (emer) ve depo eder, böylece kan şekeri düşer. Glukagon ise karaciğere depo ettiği glikozu kana verdirtir; eğer yeterince depo glikoz yoksa ürettirir ve kan şekerini yükseltir.
Kan şekeri yüksekliği ne demektir?
Kan şekeriniz örneğin 120 (mg/dl) ise ve size bir hastalık teşhisi konmamışsa, bu bir sorun olmadığı anlamına gelmez. Kan şekeri yüksekliği kabaca (en sık karşılaşılan) iki ana problemden birinin habercisi olabilir. Ya insülin salgısı yeterli değildir, ya da özellikle karaciğeriniz salgılanan insüline cevap olarak kandan glikozu uzaklaştıramıyor ve içinde depo edemiyordur (sünger gibi ememiyordur). Anlaşılacağı üzere iki durum da şeker hastalığını çağrıştırmaktadır.
Yeterince insülin salgınız olmasına rağmen özellikle karaciğerin insülinin getirdiği mesaja sağır olması durumu “insülin rezistansı” olarak bilinir ve pekçok hastalığın kapısını aralayabilir. Yüksek kan şekeri, zararlıdır ve vücudunuzdaki pekçok hücreyi adeta “oksitleyerek” hasara uğratır. Bu hasarı en çok damarlarımızda yapar ve kan basıncı yükselmesine neden olur. Ayrıca insülin salgılayan pankreasın da zamanla yorulmasına ve daha da az insülin salgılamasına neden olur.
Tamamen sağlıklı olsanız bile kan şekerinize daima dikkat etmelisiniz. Az miktarda yüksekliği bile ileride hastalığa neden olabilir. Peki bu durumda olan bir insan ne yapabilir? Yapılacak en iyi iş, zayıflamaktır. Az miktarda kilo vermek bile (eğer mümkünse göbek çevresinden) karaciğerin insüline olan sağırlığını azaltmada son derece etkindir. Eğer zaten zayıf iseniz o zaman biraz egzersiz yapmayı denemelisiniz. Ayrıca diyetinize dikkat etmeniz ve dengeli-düzenli-yeterli beslenmeniz de size yardımcı olur. Şu noktayı sakın unutmayın; karbonhidrat yemeyerek ya da az karbonhidrat yiyerek (Atkinson diyeti gibi) kan şekeri sorununuzu çözemessiniz. Önemli olan alınan kalorinin kaynağından ziyade ne kadar kalori alındığıdır.
Siz yine de orta yaşlardan sonra üç beyazdan kaçarak (beyaz un, şeker, tuz) beslenmeye çalışın.Zira şeker almadığınızda vucudunuzun bünyenizde biriken yağlardan glikoz yapma gibi bir hüneri de vardır.böylelikle vücudunuzdaki kolesterol seviyesini de düşürmüş olacaksınız.
Aşırı sinirli olanlar ve ailesinde şeker hastalığı olanlar dikkat……..! Her yıl 3-5 defa kan şekeri ve gizli şeker kontrolü yaptırmalısınız, çünkü risk altındasınız…
Sağlıklı günler dileği ile...