KABIZLIK VE BİTKİSEL ÇÖZÜMÜ NELERDİR?

25/1/2009 · Kategori: saglik



Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu kabızlığın giderilmesi için sinameki kullanımının çok sakıncalı olduğunu belirtti.

Sinamekiyi bıraktığınızda kabızlığınız daha da artar.Çünkü sinameki bağırsağın içindeki kaydırıcı mukozayı da dışarı atar.

Bağırsağın içi kuruduğu için kabızlığınız daha da şiddetli olarak devam edecektir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

OSTEOPOROZ NEDİR ?

22/11/2008 · Kategori: saglik


Osteoporoz, kemik erimesi olarak da adlandırılan bu durum kemiklerin incelmesi, zayıflaması ve kırılması ile karakterize bir hastalıktır. Kırk beş yaşından sonra kadınların bir çoğunda osteoporoz görülür. Kemik dokusu sürekli değişen bir dokudur ve kan ile sürekli kalsiyum alışverişi içindedir. Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezi Klinik Direktörü Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. Seval Taşdemir yazdı.

Kemikler yapım ve yıkımın dengede olduğu doğal bir süreç yaşar. Menopoz sonrası yapımın çok azalması ile denge yıkım lehine bozulur. Sonuçta kemik kitlesi menopozu takip eden ilk beş yıl içinde her yıl %3 oranında azalır. Takip eden yıllarda ise her yıl kemik kitlesi %1 oranında azalır. Kemiklerin ve dişleri daha sağlam olmasını sağlayan kalsiyum kasların kasılmasında, kalbin fonksiyonlarında, sinirsel iletilerinin düzenlenmesinde ve kan pıhtılaşmasında görev alır. Menopoz sonrası dönemde östrojen eksikliğine bağlı olarak kemiklerden kalsiyum kaybı artar. Kemikler zayıflar ve küçük darbelerle kırılabilir, 60 yaşından sonra omurgada eğrilmeler ve sırt ağrısı yakınması artar, 70 yaşından sonra kalça kırığı görülme ihtimali artar.

Osteoporoz riskini arttıran faktörler nelerdir?
Vücut yapısı önemlidir, küçük kemikli kadınlarda osteoporoz daha sık görülür. Şişman kadınlarda fazla vücut ağırlığına cevap olarak kemikler gelişir ve fazla miktarda olan yağ dokusunda östrojen üretimi fazla olur bu durum osteoporozu önler. Açık tenli olan, ailesinde osteoporoz problemi olan, diyabet, karaciğer, böbrek hastalığı ve tiroid bezi bozuklukları olan kadınlarda osteoporoz daha sık görülür. Kortizon, epilepsi ilaçları, antiasitler, diyüretikler kalsiyum emilimini engelleyerek osteoporoza neden olabilir. Fazla miktarda protein almak, sigara içmek ve alkol almak kemik erimesini arttırır.

Osteoporozun bulguları nelerdir?
Osteoporoz kronik sırt ağrısına, boy kısalmasına, akşamları bacak kramplarına, eklem ağrılarına, diş kaybına ve dişeti problemlerine yol açar.

Osteoporozun önlenmesinde diyetin önemi nedir?
Diyetle alınan kalsiyum osteoporozun önlenmesinde önemli rol oynar. Birçok kadın besinler ile günde 500mg kadar kalsiyum alabilir. Kalsiyum preparatları alarak ile günlük kalsiyum ihtiyacını (1000-1500mg) karşılamak gerekir. D vitamini kalsiyumun emilebilmesi için gereklidir.Yeterli miktarda güneş ışığı almayanlarda D vitamini eksikliği görülür, bir çok gıda D vitamini ile zenginleştirilmiştir. Kalsiyum emilimi için diyetinizin bir miktar yağ içermesi gerekir. Günlük kalori ihtiyacının %30'unu yağlardan karşılamanız önerilir.

Günlük kalsiyum ihtiyacı ne kadardır?
Yetişkin bir insan için günlük kalsiyum ihtiyacı 800 miligramdır. Menopoz öncesi bu ihtiyaç 1000 mg iken menopoz sonrası 1500 mg'a yükselir. Östrojen tedavisi alan kadınlarda günlük 1000 mg'da yeterli olabilir. Diyet ile alınamayan kalsiyum hazır tabletler veya bazı kalsiyum içeren tabletler ile takviye edilebilir. Kalsiyum tabletlerinin emilimi artacağından yemekle birlikte alınması tercih edilir.

Menopoz sonrası oluşan osteoporozun en iyi tedavisi nedir?
Hormon replasman tedavisinin yanında kalsiyumun emilimini sağlayan kalsitonin hormonu ve kalsiyum alınması ve uzun yürüyüşler menopoz sonrası osteoporozun en iyi tedavisidir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

DR. Ender Saraç'tan Menapoz Sıkıntılarına Bitkisel Çözümler...

6/11/2008 · Kategori: saglik



Kadınlar, menopozda sıcak basmasından uyku bozukluğuna kadar birçok sorunla karşılaşıyor. 'Kadın kimliğimi kaybediyorum' endişesi ise bu dönemde kadınların psikolojik sorun yaşamasını tetikliyor.
Dr. Ender Saraç , şifalı bitkilerin menopozda yaşanan sorunlara karşı önemli bir silah olduğunu belirterek menopozda doğal tedavinin yerini şöyle anlattı: 'Doğal tedavilere yönelip ilaçları reddetmek ne kadar yanlışsa kimyasal ilaçları kullanıp doğal yöntemleri reddetmek o kadar yanlış.
Bu iki görüşü de tıbbi yobazlık olarak görüyorum. Sadece hap ve ilaç vermekle kesinlikle yüzde 100 şifa elde edilmez, aynı zamanda diyet, beslenme, egzersiz, yoga, meditasyon ve yardımcı maddelerin alımı çok önemli.'
Meme kanserine soya
'Menopozu doğal şekilde atlatmak mümkün mü?' sorusunu ise Saraç şöyle yanıtladı:
'Östrojen açığı, doğal ve bitkisel prepatlarla kapatılabilir. Östrojen hormonu içeren bazı bitkiler ve gıdalar var. Örneğin, soyadan elde edilen doğal östrojen normal östrojene göre yan etkileri yüzlerce misli daha düşük. Kanser riski yok denebilecek kadar az. Soyayla beslenen toplumlarda meme kanserine pek rastlanmıyor.
Soyanın yanı sıra doğal östrojen içeren bitkisel preparatlar, bitkisel çaylar ve otlar tüketmek yararlı olabiliyor. Bunların yanında kalsiyum, magnezyum, çinko ve boron alınması gerekiyor.' Hormon ilacı kullanmak zorunda olanların bu ilaçları, bitkisel tedavi edicilerin yanında daha düşük dozda alabileceklerini belirten Saraç, hormon tedavisine gerek duyulan durumları şöyle sıraladı: 'İleri derecede kemik erimesi riski, dayanılmayacak derecede şikayetler var ise ailede meme kanseri riski , kanda pıhtılaşma, inme, kalp hastalığı gibi riskler yoksa kişi kendini gerçekten iyi hissetmiyorsa bu kişiye kimyasal hormonlar verilebilir.'
Östrojen depoları
Adaçayı: Doğal östrojenler içeriyor. Ateş basması, gece terlemeleri gibi menopoz şikayetlerinde etkili.
Soya fasulyesi: Soyadan elde edilen ve doğal östrojen olan isoflavonlar, menopoz şikayetlerini hafifletiyor.
Civan perçemi: Doğal östrojen kaynağı olan bitki menopoz şikayetlerinin giderilmesinde çok yararlı.
Anason: İçinde belli oranda doğal östrojenler ve buna benzer maddeler var. Menopoz sıkıntılarının yanı sıra uyku bozuklukları, gaz kolit, hazımsızlık şikayetlerine iyi geliyor.
Maydanoz: Doğal östrojenler içeren maydanoz menopoz şikayetlerini gidermek için etkili.
Kızıldereli otu: Kızıldereli kadınlar belli bir yaşa geldikten sonra birtakım rahatsızlıklarını gidermek için bu bitkiyi kullanıyorlardı. Bu bitki Türkiye'de de bulunuyor.
Çuha çiçeği yağı: Kızılderililer'den kalma bir bitki. Özellikle gece yatarken kullanılıyor. Bitkinin içinde östrojen yok. Ancak ateş basmaları, gece terlemeleri gibi şikayetlerin dışında egzamalara, kolesterole, kaşıntılara, adet sancılarına karşı etkili.

Dr. Ender Saraç

Kalıcı Bağlantı Yorum (7) Yorum yaz!

İğneli Epilasyon (Elektrolizis

15/9/2008 · Kategori: saglik

İğneli epilasyon yönteminde küçük ince bir iğne kıl köküne kadar sokularak , elektrik akımı verilir ve oluşan yanık kıl kökünü harap eder.

Kalıcı sonuç için çoklu uygulama gerekir. 2 tip elektrolizis vardır:

  • Galvanik elektrolizis (direk akımla elektrolizis)
  • Termolizis (alternatif akımla elektrolizis)

Galvanik elektrolisis: Direk galvanik akım iğne aracılığı ile
 kıl köküne iletilir, ve dokuda sodyum hidroksit tuzu üretilir ve
 bu kostik ajan kıl kökünü haraplar. Uygulama esnasında hastaya
metal bir topraklama hattı bağlanır ve bir jel sürülür. Akım hastanın
ağrı eşiğine göre teknisyen tarafından ayarlanır ve akımın uzunluğu da
 teknisyen tarafından ayarlanır. Galvanik elektrolizis yavaştır, her kıl
için bir dakika uygulama ve çok sayıda giriş gerekir.

Termolizis: Termolizis yönteminde yüksek frekanslı alterne akım
 iğne vasıtasıyla kıl köküne iletilir. Kıl kökünde oluşan ısı moleküler
vibrasyona neden olarak kıl kökünü fiziksel olarak haraplar, kimyasal
 bir reaksiyon oluşmaz.

Bir çok modern elektrolizis aleti blend (karışık) denen galvanik
elektrolizis ve termolizis yöntemin karışımını kullanır. Ne yazık ki
 bu iki yöntemi kıyaslayan bilimsel çalışma yoktur.

İyi bir termolizis için iğnenin köke doğru bir şekilde girmesi ve doğru
 yoğunluk ve sürede akımın verilmesi gerekir. Ek olarak anajen
 evredeki kıllar tedaviye iyi cevap verirken telojen evre kılları
daha az yanıt verir. Tedavi edilecek alandaki anajen ve telojen
 kılları ayırt etmek için, tedavi edilecek alan bir kaç gün önce tıraşlanır,
 bir kaç gün sonra deri yüzeyinde görülen kıllar anajen evrededir ve
 anajen kıllar tedavi edilir. Anajen kıl büyüme evresinde iken; telojen kıl dökülme evresindedir.

İğneli epiasyonun potansiyel yan etkileri skar (küçük çukurcuklar),
 açık veya koyu renkli lekedir ve bu riskler teknisyenin tecrübesi ile ilişkilidir.

Ağrı en çok rahatsız eden bulgu olmasına rağmen işlemden bir saat
önce EMLA denen lokal anestetik krem kullanılabilir. Ayrıca lokal
 bakteri ve virüs enfeksiyonları gelişebilir. Bu güne kadar hepatit ve
 AİDS geçişi rapor edilmemiştir. Kalp pili olan hastalara iğneli
epilasyon uygulanamaz.

İğneli epilasyonun avantajı etkinin kalıcı olması ve ince ve renksiz
 tüylerde de başarılı olmasıdır. Oysa laser ve IPL ile yapılan epilasyon
 ancak koyu renkli ve kıllarda uygulanabilir. Yöntem diğer tedavilere
göre daha ucuzdur. Fakat bu yöntem ağrılıdır ve tedavi süresi daha uzundur.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

BU AMBULANSTA YARALIYA İNSAN ELİ DEĞMİYOR

11/9/2008 · Kategori: saglik

 

BU AMBULANSTA YARALIYA İNSAN ELİ DEĞMİYOR

İşte en son teknoloji harikası...
Başdöndürücü bir hızla ilerleyen teknolojik gelişmelere son günlerde bir yenisi daha eklendi.

Uzmanlar, özellikle savaş alanlarında
kullanılmak üzere günümüzdekilerden
çok daha farklı ve kullanışlı bir ambulans üretmek için kolları sıvadılar.

Henüz proje aşamasında olan bu ambulans helikopter ile ister Amazon’un balta
girmemiş ormanlarında ister Newyork’un göbeğinde, yani dünyanın neresinde
olursa olsun tıbbi ihtiyacı olan herkese ulaşılarak tıp alanında yeni bir dönem açılması hedefleniyor.

1950'li yıllarda hayata geçirilmek istenen fakat bir türlü başarılamayan 'uçan jip' prototipinden esinlenerek tasarlanan bu ilginç aracı günümüz helikopterlerinden
ayıran en temel özellik pervanelerin iç tarafa monte edilmiş olması.


Daha çok savaş alanlarında kullanılmak üzere tasarlanan aracın işleyişi şu aşamalardan oluşuyor:

- Helikopter, kendisine gönderilen GPS sinyallerini birkaç dakika içinde
algılayarak hedefe doğru yola çıkıyor.

- Hedefe vardığında en ufak bir sarsıntı yaşamadan piste indikten sonra,
içerde bekleyen robot yaralıyı özel kabine yerleştiriyor.

- Kabindeki kameralar sayesinde sürekli akan veriler sayesinde süreci
takip edebilen uzmanlar, robota yaralıya ilk müdahalenin yapılması
 için gerekli talimatları veriyor.

- Robot, kendine verilen tüm talimatları yerine getirdikten sonra,
helikoptere kalkış emri veriliyor. Sinyali algılayan helikopter dikey
bir şekilde – ki kalkış pozisyonu içerdeki yaralının sağlık durumu için
çok önemli – havalanmaya başlıyor.

- Pilotu olmayan ve sürekli sinyallerle yönlendirilen araç, hastaneye
vardığında artık iş gerçek doktorlara devrediliyor.


Bugünlerde piyasaya tanıtma amacıyla ambulans helikopterin maketini
 yapmakla meşgul olan Rafi Yoeli, her yere ulaşabilen ve her yönde
manevra kabiliyeti olan bu tarz bir aracın çok faydalı olduğunu düşünse
 de, birtakım endişeleri olduğunu da sözlerine ekliyor.

"Örneğin, hastanın yanında bir refakatçi olamaması büyük bir eksiklik.
Ayrıca bu projeyi başarılı kılabilmenin en önemli yolu yaralıya aynı anda
 psikolojik destek de sağlamak çünkü normal şartlarda insanlar pilotu
olmayan bir helikoptere binmek istemeyebilir."

Bu mükemmel aracı olabildiğince ucuza mal etmek için çaba sarfeden
proje ekibinin en büyük hedefi ise ambulans helikopterin 2009 yılında
gökyüzünde yerini aldığını görebilmek...

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

Son Yazılarım

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım