
Bir tutam şerbetçi otu kozalağı
Bir tutam devetabanı yaprağı
Bir tutam meşe kabuğu
Bir yemek kaşığı nane
Bütün malzemleri bir tencereye koyup üzerine 1 litre kaynar su ekleyerek yaklaşık 1 saat demlenmeye bırakın ve süzün. Daha sonra saç diplerinize pamuk yardımı ile bu karışımı iyice yedirin ve saçlarınızı bir havlu ile sarıp yaklaşık 20 dakika kadar bekleyin. Kalan karışımla saçlarınızı yıkayıp kendiliğinden kurumaya bırakın.Saç dökülmesine karşı oldukça faydası olan bu karışımı en fazla haftada bir defa yapın.
NETTEN ALINTIDIR...
Saçlarımız Niçin Beyazlar?
3/7/2008 · Kategori: kisisel bakim
Aslında bir saç teli, ortası boş olan ve içinde melanin denilen boya pigmentleri bulunan bir tüpten başka bir şey değildir. Genç yaşlarda bu boşlukta saça renk veren melanini bir arada tutan bir sıvı vardır. Yaşlandıkça derimiz saçlarımızı ve vücudumuzdaki diğer kılları eskisi gibi sağlıklı olarak üretemez.Kılların ortasındaki sıvı kaybolur, boya hücreleri de tutunamadığından sadece hava kalır. Saçlar boyasız hale gelir, beyaz renge yani asıl rengine dönüşür.Bütün saçlarımızın beyaza dönüşme süreci 10 ila 20 yıl sürebilir.
Aslında her bir saç telinin rengi ya siyahtır (sarı, kırmızı, kumral vs.) ya da beyaz. Yani her bir saç teli yavaş yavaş grile-şip beyazlanmaz. Ancak bu süreç içinde hepsi aynı anda beyazlanmadığından, beyazların sayısı arttıkça bütün saç gittikçe açılan gri renkte görülür. İşin ilginç tarafı boya hücreleri bazen üretime hız verirler. Gittikçe beyazlaşan saçlar geçici bir süre tekrar biraz koyulaşmış gibi görünebilirler.İnsanlar arasında bir şok veya aşırı gerilim geçiren birinin saçlarının bir gecede beyazlaştığı, bir süre sonra da tekrar eski rengine döndüğü söylenir. Hatta bazı tarihçiler Kraliçe Marie Antoinette'nin giyotine gideceği günün gecesinde saçlarının hepsinin bembeyaz olduğunu yazarlar.Saçların devamlı olarak uzadığı, belirli bir süre sonra dökülüp alttan yeni saç geldiği hatırlanacak olursa, mevcut saçın değil, ancak yeni gelecek saçın beyaz olabileceği, dolayısıyla saçların bir gecede beyazlaşmasının mümkün olmadığı görülüyor.
Ancak bilim insanları bu olayın birkaç haftalık bir süreçte olabileceğini söylüyorlar.Tiroid bezi, şeker gibi hastalıklarda ve aşırı stres veya şok gibi durumlarda kişinin renkli saçları bu süreçte tamamen döküle-bilir ve geriye sadece daha önceden beyazlaşmış saçlar kalabilir. Diğer saçlarla birlikte beyazların yerine de daha gür ve siyah saçlar çıkabilir.
Saçların beyazlaşması insanlık tarihinde nedense hep sorun olmuştur. Kimileri onu olgunluğun ve bilgeliğin simgesi olarak görürken, tarih boyu savaş kahramanları, yaşlılığın ve güçsüzlüğün belirtisi olarak görmüşler ve bir şekilde saçlarını boyamışlardır.
Bu arada bir şeyi daha belirtelim; saçlarımızın kıvırcık, dalgalı veya düz olmasını da ebeveynlerimizden aldığımız genler belirliyor. Kıvırcık bir saçı kestiğimizde kesitinin dikdörtgene yakın olduğunu, dalgalı saçın elips, düz saçın kesitinin ise daire olduğunu görebilirsiniz. İşte bu saç kesitlerinden dolayı bazı saçlar dümdüz uzarken bazıları hemen kıvrılmaya başlar. Kıvırcık saçlılar, saçlarınızı boşuna ütülemeyin, saçın yapısını yani kesitinin şeklini değiştirmeden kalıcı bir düz saça sahip olmanız mümkün değil.
SAÇ DÖKÜLMESİ İÇİN BİTKİSEL ÇÖZÜMLER
18/6/2008 · Kategori: kisisel bakim
DÖKÜLMESİ İÇİN BİTKİSEL ÇÖZÜMLER
güzelliğin esas kuralları
3/2/2008 · Kategori: kisisel bakim
Hepimiz giderek artan bir biçimde sağlığımızla daha fazla ilgilenmeye başladık. Hastalıklardan nasıl korunacağımızı, vücudumuzu nasıl güçlendirebileceğimizi, sağlık sorunlarımızı daha erken nasıl tanıyabileceğimizi dikkatle araştırıyoruz. Ortalama yaşam süresinin uzaması, emeklilik ve yaşlılığa ilişkin endişelerimizi çoğalttı. Yirmi beş yıl önce emekli olanların emeklilik sonrası ortalama yaşam süreleri on yılı pek geçmemiştir. Bugün ise bir emekli en az 20-25 yıllık yeni yaşam süreciyle karşı karşıyadır. Yaşlılık belirti ve değişimlerinin bedeninize daha yavaş yerleşmesine engel olmak hakkınızdır. Bu yönde göstereceğiniz sağlıklı davranışlar, geç ve genç yaşlanmanıza, yaşlanırken de sağlam kaslara, kemiklere, göz, kulak ve eklemlere sahip olmanıza destek olacaktır. Bu çabalarla yaşınız ilerledikçe bellek azalması, kalp-damar sorunları, cinsel problemler ve güçsüzlük ile daha az karşılaşacaksınız. Bütün bunlar sadece sizin sağlığınızla ilgilenmeniz ve kendinize iyi bakmanızla mümkündür.
Sağlık bilinci
Siz yaşlandıkça fiziksel görünümünüzün de değişeceğini biliyorsunuz. Boyunuz yavaş yavaş kısalacak, cildiniz kırışacak, saçlarınız beyazlaşacak, kaslarınız bir miktar gevşeyip sarkacak. Bütün bu değişimleri biraz daha geciktirip hafifletmeyi, orta yaş ve sonrasında özellikle kadınlar çok önemserler. Ne saç dökülmesi, cilt kırışması, boy kısalması, ne de siz yaşlandıkça aldığınız kilolar, genişleyen karın ve kalçanız yaşlanmanın değiştirilemez ve önlenemez sonuçları değildir. Kemik kırılganlığındaki artış (osteoporoz) ile yapacağınız akıllı bir mücadele, boyunuzun kısalmasını da, belinizin eğilmesini de engelleyecektir.
Daha az kalori tüketip yeterli ve dengeli beslenir, daha fazla fiziksel aktivitede bulunursanız kilo almanızı da engelleyebilirsiniz. "Kozmofarmasötikal" destekler ve erken başlatılmış, bilinçli yürütülmüş bir cilt bakımı ile yaşlılığa bağlı cilt sorunlarınızı bir hayli azaltabilirsiniz. Bütün sorun sağlık bilincinizi doğru oluşturmanız ve geliştirmenizdedir. Sorunu gereğinden fazla büyütmez ama gerekli önlemleri ve kontrolleri de ihmal etmezseniz sağlıklı bir yaşlılık sizi beklemektedir. Eğer fiziksel görünümünüze ilişkin olarak kendinizi daha iyi hissetmek istiyorsanız yapabileceğiniz başka şeyler de var:
Ruh ve Beden
Sadece dış görünümünüze takılıp kalmayın. Siz, vücudunuz ve onun içinde yaşayan ruhsal yaşamınızla bir bütünsünüz.
Yüksek enerji
Enerji seviyenizi yükseltin. Daha çok egzersiz yapın. Düzenli fiziksel aktivite formda kalmanızın başlıca belirleyicisidir. En az haftada 3-4 kez 30-45 dakika fiziksel aktivite yapmayı planlayın. Egzersiz enerji düzeyinize tavan yaptıracak ve daha iyi bir fiziksel görünüme sahip olmanızı sağlayacak en iyi ilaçtır.
Kendinizi sevin
Kendinizden hoşlanın. Ne yapın edin, ilk önce kendinizi sevin, kendinize güvenin. Her aşamada kendinizi ödüllendirin.
Geleceği Düşünün
Eski fotoğraflardan faydalanın. Gelecekte nasıl bir fiziksel görünümde olacağınızı keşfetmeye çalışın. 10-20 sene sonraki resminizi çizmeye, hayal etmeye çalışın. Eski fotoğraflarınızı dikkatle inceleyin.
İltifat edin
Kendinize iltifat edin. Size saçma da gelse, çocukça gibi de görünse aynaya her baktığınızda kendinize iltifat edin. Aynada kendi kendinizi yakışıklı ya da güzel bulmaktan ve bunu hissetmekten çekinmeyin.
Bakımlı giyinin
Güzel ve bakımlı giyinin. Fiziksel görünümünüzü tamamlayacak temiz ve düzgün elbiseler giymeye özen gösterin.
Wellness notları 
Elma suyu en az portakal suyu kadar değerlidir. Elma suyunda beklenenin çok üzerinde kalp hastalığına karşı koruyucu antioksidan etkili polifenol olduğu belirlenmiştir.
Aloe Vera (sarısabır) otu suyunun herhangi bir sağlık yararının olduğuna dair hiçbir bilimsel kanıt mevcut değildir. Aloe Vera suyunu, şiddetli ishal ve krampları göze alıyorsanız (!) laksatif-bağırsak boşaltıcı gibi kullanabilirsiniz.
Eğer olduğunuzdan daha fazla yaşlı görünmek istiyorsanız bol bol sigara için!.. Sigara cildinizi daha erken kırıştıracak, dişlerinizi daha erken dökecek ve saçlarınızı daha çabuk beyazlatacaktır.
Uyarılar
Yanlış ilaç kullanımı yaşlandırıyor.
Pek çok araştırma fazla miktarda, gereğinden uzun süreyle ilaç kullanımının yaşam sürenizi olumsuz yönde etkilediğini ortaya koymuştur. İlaç kullanımı ile ilgili sorunlarla daha az karşılaşmak istiyorsanız, aşağıdaki önerileri dikkate almalısınız:
- Kullandığınız ilaç sayısını en aza indirin. Kullanım süresini ve önerilen dozu asla geçmeyin.
- Optimal yarar sağlayan en düşük dozlarda ve sürede kalmaya özen gösterin.
- İlaç alerjilerinizi mutlaka not alın.
- Yeni bir reçete hazırlandığında doktorunuza, eczacınıza ve hemşirenize halen kullandığınız ilaçları da hatırlatın.
- Doktorunuza ilaçların tedavi edici düzeylerini takip etmesi ve toksisite araştırmalarını yapabilmesi için izin verin.
-
Kullandığınız her ilaç için doktorunuzdan ya da eczacınızdan bilgi talep etmekten çekinmeyin.
Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU