Tanımadığım Bir Aşka Gidiyorum!

9/5/2009 · Kategori: siirlerim

Yarın sabah bavulumu toplayıp, uçağa bineceğim. Hiç tanımadığım bir aşka gidiyorum. Şimdiden heyecan bastı. Ne garip bir his? Birisi canımı istedi, onu vermeye gidiyorum!
Tanımadığım Bir Aşka Gidiyorum!
Aşk Uçak
Yüzünü hiç görmediğim, gözlerine değmediğim, elini tutmadığım bir aşka savruluyorum. İçimde çıkan büyük savaşlara rağmen, meraklı yanım, gitmeyi seçti. Bir adam, sadece sesini bildiğim, kelimelerinden büyük hayat hikayeleri çıkarmaya çalıştığım, büyük bir boşluğa doğru ilerliyorum.
“Lütfen sev beni!” diye bağıran, kalbimi, ruhumu isteyen, biraz şair, biraz acemi, yaşam savaşından benim kadar büyük darbeler almadığı her halinden belli bir adamın yanına uzanıyor, elimde tuttuğum bilet. Havalimanına gelmesini istemedim. Beni beklemesini istedim. Kapıyı açtığında, sanki yüz yıldır yan yana duruyormuşuz gibi, birkaç gün önce gitmişim de şimdi gelmişim gibi, yabancılaşmadan o kapıdan girmek istiyorum. O benden daha telaşlı. Biraz içkiliydi telefonda konuşurken, heyecanını başka türlü bastıramamış.
Beni alkol bile kesmeyecek sanırım. O yüzden içkiyi de mundar etmeyeyim diye, ağzımı sürmüyorum. Gidip geliyor duygularım. Söylediği her kelime için yeminler eden bu adama, inanmak dert değil de, onun bilmediği, daha önce çok yemin duyduğum!
Öyle büyük bir ikilem içine girmişim ki, eski sevdaların dersleri cebimde dursun, ben yavaş yavaş yürüyeyim istiyorum. Sonra şeytan mı, melek mi, onu zaman içinde anlayacağımız ses, araya giriyor, gitmememi söylüyor. Denge bozuluyor, ortada kalıyorum.
Kendimi bilirim, bu kadar kıpırdandığına göre kalbim, bavulu bir gece öncesinden hazırladığıma göre, ruhum çoktan yola çıkmış; bedenimin yetişmesini bekliyor sadece. Kişi kendini bilmez mi?
Nedir ki bunca kafa karışıklığı Allah aşkına? Ben zaten tercihimi yapmışım, belli ki, en azından deneyeceğim; kendimi mi kandırıyorum yani? En iyisi fazla düşünüp, kurcalamamak. Biraz akışına bırakmak gerekiyor hayatı, bakalım kader beni nereye sürükleyecek?
Tüm kırgınlıklarıma rağmen, kalbimde birikmiş, kabuk bağlamış yaralara rağmen, bir cesaret gelmiş, aşkın üstüne üstüne koşabiliyorum. Didikleyip, altından bir şey çıkarmaya çalışıyorum. Kendimi baltalıyorum yani!
Bakmayın, aslında işin özünü biliyorum. Benim göremediğim ama onun beni gördüğü bir adam, geçmiş karşıma, sevmeye hazırım diyor. Ne desem aylarca vazgeçmiyor, inat ediyor. Kötü huylarımın hepsini söyledim. Daha ileri gidip bezdirecek hareketler ettim. Nuh dedi, peygamber demiyor. Özet şu, düşündüm, bir kere de o acıtsın canımı ne çıkar dedim. Kalp bunca savaşı verdikten sonra, küçük bir darbe daha alırsa yıkılır mı? Yok, yıkılmaz! Ne inatçı, ne dayanıklıdır o kalpler! Kanmak istiyorum! Söylediklerinin hepsi yalan bile olsa, bilinçli olarak kanmak istiyorum. Bu da koruma kalkanım işte, gün gelip tükendiğimizde, zaten biliyordum diyerek içimi rahatlatacağım.
Yarın, hiç bilmediğim bir aşka gidiyorum. Neler olacağı muamma, ancak çok iyi bildiğim bir şey var: Yaşamak için geç kalmak istemiyorum! Aşkın olduğu her yer benim oyun alanım. Biri “benimle oynar mısın” dedi. Misketleri varmış renk renk, ben de inandım, gidiyorum. Bakalım bu film nasıl olacak? Tek isteğim, diğerlerinden biraz daha lezzetli, biraz daha keyifli olması. Bu da bozuk çıkarsa, bir dahaki yazının başlığı hazır demektir: Aşk sadece kendini tekrar etmektir!

Kalıcı Bağlantı Yorum (9) Yorum yaz!

Bİr dostu Özledİ bakışlarım

21/3/2009 · Kategori: siirlerim



Bir dostu özledi bakışlarım...
İyimser ve kırılgan olan, bir tebessümle uyanmayan ve bin nüsubetten anlamayan. Eskiden zaman zaman, şimdilerde ise bir çok zaman kafası karışan. Gün doğumuna kadar uzanan kısık düşlere aldırmadan mutlu yaşayan; en azından yaşamaya çalışan. Uykuları da iç benliği gibi hafif olan, kendi gibi ağırlaşıp ayılamayan…

Bir dostu özledi bakışlarım…
Gereği kendinden fazla sorgulanmış bir yaz çocukluğuydu bizimkisi. Utancı buruk, gözleri ıslak, hayalleri masum… Bir apartmanın arka bahçesinde kireçten bozma toz bulutu eşliğinde taştan kale direkleri kurulurdu tarafımızdan sevinçle. En müteşekkir kılınan anılardı onlar belki de… Tozu saçımızda, heyecanı dilimizde bembeyaz kalmış bir anılar yığınıydı bizimkisi. En güzeli de Müjgan teyzemin bir bardak suyuydu lezzetli ve katıksız sevgi dolu olan. Sırılsıklam terler içinde kazanılan bir mahalle maçının en büyük ödülüydü bu bir solukta kana kana içilen ama hiçbir zihinde olağan olmayan…

Bir dostu özledi bakışlarım…
Şimdilerde yüzü pek gülmeyen, belki de vazgeçmişlikten öteye gitmeyen bir duraksama halinden… Kıssalardan hisseler çıkartalım da kısa kısa yaşanmışlıkların ardından geriye kalan biraz toz, biraz da yalan. Bazen tanrıya sığınan, bazen ona bile sıra gelmeden bir paket sigara eşliğinde uyuya kalınan detaylar bütünü… Biz değil miydik oysa ki bir atari kolunun bozulmasıyla tanışan? Detaylara ne lüzum var? Biz değil miydik birlikte büyüyen ve sevinç-hüzün ayırt etmeden paylaşan, ağlayan ve gülen?

Bir dostu özledi bakışlarım…
O kendiyle, ben kendimle meşgulken birbirinden ayrı şekillenen ve çelişen hayat tarzları… Oysa yine de birbirine bağlı ve bir parça birbirine katılmış hasretler yumağı. Geride kalanlar eriyip giderken biz bazen ayrı kalmışız çok mu? Her şey değişip bir çok şey anlamsızlaşırken, benim ‘‘Meltem Abla eli değmiş patlıcanlar’’ı sevmeye çalışıp özlemem çok mu değişken? Ardından eski günlere inat ‘‘hala paslanmamışım be!’’ diyerek; ama yine de eskiden daha iyi olduğumu bilerek yapılan birkaç futbol maçı çok mu üzücü? Ya da çardakta eskittiğimiz sevgilerden ve sevgililerden bahsederken ‘‘Bunu da bitirdik! Sabah ola hayrola…’’ diye çöpe fırlattığımız kırmızı tuborg kutuları çok mu anlamsız?

Bir dostu özledi bakışlarım…
Bu aralar pek mutlu sayılmam, bilesin… Yorgunluğum, sevincimi ve heyecanımı tonlarca zihin ağrısının yardımıyla çok çabuk bastırdı. Her zamanki ufak sıkıntılar gibi gelip geçici midir bilmiyorum ama her gelen-giden bir şeyler kaçırıyor benden. Artık kalmadığımı hissediyorum. Her şeyi bırakıp gitmek var aklımda. Yapabilir miyim bilmiyorum. Yine de sonuç ne olursa olsun iyi olduğunu ve arada bir tadın kaçsa da huzurlu yaşadığını duymak istiyorum. Sana bir nasihat da benden. Dış dünyayı mahrum etme kendinden. Bolca yaşa, çokça hata yap, her zaman ders al ve sonunda kendince doğru yaşa. Bak! Geceyi yarıladığım sıkıntılardan birinde bir dostu özledi bakışlarım. Sen, sen ol; kendini fazla
Özletme

Kalıcı Bağlantı Yorum (9) Yorum yaz!

Socoin Porto Rotondo srl

10/3/2009 · Kategori: seyahat

 Azienda
leader nell’ intermediazione immobiliare e promozione turistica a Porto Rotondo
e per le ville di prestigio in tutta la Costa Smeralda. I 25 anni di esperienza
hanno ormai consolidato ed affermato l’ azienda a livello internazionale. Lo
staff della Socoin, ha raggiunto da tempo un altissimo grado di professionalità,
riuscendo a soddisfare appieno le numerose richieste dei propri clienti.

La società ha la fortuna di svolgere la sua attività in una delle zone
più affascinanti del mondo, fra spiagge paradisiache bagnate da un mare color
smeraldo ed inebrianti profumi mediterranei. Il Nord Est Sardegna meglio
conosciuta come Costa Smeralda, è un angolo magico di questa terra antica, dove
cultura millenaria e folklore si fondono mirabilmente con mondanità ed eleganza,
in una modernissima concezione di vacanze, grazie ai modernissimi porti
turistici, i campi da golf e le varie strutture ricettive e sportive. Oggi Porto
Rotondo e Porto Cervo sono luoghi dove gli ospiti vengono coccolati e viziati
sia dal lusso che dalla semplice bellezza del territorio.

La tradizione
ed il carattere di quest’isola collocano l’ospitalità al primo posto fra i
molteplici pregi naturali.

L’esperienza maturata nei 25 anni di attività
permette alla Socoin di poter offrire ai propri clienti una consulenza su misura
sia per i loro Investimenti in Costa Smeralda (acquisto e gestione di ville e
appartamenti) che per le loro vacanze con una grande offerta di dimore in
affitto ( anche settimanale per gli appartamenti ) dove è possibile godere la
lunghissima (da maggio ad ottobre), profumata, fresca estate della
Sardegna.

Affinché le vostre vacanze siano ancora più spensierate e
piacevoli, siamo tra le pochissime Agenzie Immobiliari in grado di fornire tutti
i servizi, quali cuochi qualificati, colf, domestici, giardinieri, manutentori,
per il periodo e le ore di cui avete bisogno.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

OL-55 On-Line Tensiometer

21/2/2009 · Kategori: TEKNOLOJI

 


By continuously measuring surface tension, the OL-55 monitors the level of surface active chemical additives in water-based process liquids. Based on the information from the measurement the operator can either manually dose chemicals into the process or the optional auto-dosing system can be used.

 

On-line tensiometer

  • Continuous monitoring of surface tension and other parameters, including pH, temperature, and conductivity, in various process liquids for optimising the dosing of chemicals
  • Rugged design for factory applications
  • Fully automatic computer controlled operation
  • Patented technology

Benefits

  • Eliminates overdosing of surfactants - reducing costs
  • Controls processes - improves efficiency and quality
  • Reduces waste and improves yield
  • Improves environmental control
  • Extends chemical lifetime in processes

 

Specifications
Surface tension measuring range 20 to 80 mN/m
Resolution 0.1 mN/m
Update time for liquid
 3 minutes from change in process liquid 
Temperature measuring range (optional)
 15 to 85°C
pH measuring range (optional)
 2 to 14
Flow rate
 18 l/h
Self-cleaning filter
 Standard 100 μm (others by request)
Voltage
 100-240 V (automatic) 50/60 Hz
Power consumpiton
 < 60 W
Fuses 315 mA
Dimensions 544 x 428 x 236 mm (H x L x D)
Optional features
 
  • On-line pH monitoring
  • On-line conductivity monitoring
  • On-line process temperature measurement
  • Automatic dosing of surfactants and clean water based on measurement data
  • Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

    Ultrasonic concentration measurement

    19/2/2009 · Kategori: TEKNOLOJI

    The process analyser PIOX® S determines the concentration or the density of liquids or further process quantities using ultrasounds. The sound velocity of the liquid is the primarily measured quantity for this task.

    PIOX® S can be used to control the concentration of solutions or to monitor chemical reactions such as polymerization, crystallization, neutralization processes, phase separation processes, etc.

    Through quality control or product detection, PIOX® can help you to reach higher quality and to optimize your process. Thanks to the continuous control of the process parameters, the periodical controls and spot tests belong to the past. The process can be controlled exactly, in case of the deviations from the target quantities, an immediate reaction is possible. A higher product quality is reached and the material, time and energy consumption is reduced.

    The measurement can take place with wetted transducers or with non-intrusive clamp-on transducers. The clamp-on technology is ideal for the measurement of chemically aggressive, corrosive or ultrapure media.

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

    « Önceki ::

    Son Yazılarım

    Kategorilerim

    Arkadaşlarım

    Bağlantılarım